Stockholm Sendromunun Ortaya Çıkışı ve Arkasında Yatan Bir Acayip Hikayesi


Bildiğiniz üzere Stockholm Sendromu, rehinenin kendisini rehin alan kişiyle olası diyalog sürecinde oluşan, duygusal anlamda sempati ve empati oluşması olarak özetlenebilecek psikolojik durumu anlatan bir terim olarak geçiyor. Peki bu durum nasıl ortaya çıktı? neden ismi Stockholm sendromu olarak geçiyor, bu yazımızda bunları size aktaracağız.

1. Bu Fenomeni Bulan Kişi İsveçli Krimonolog ve Psikiyatrist Nils Bejerot 

Nils, bu fenomene ilk olarak Stockholm’ün Norrmalmstorg bölgesinde görüldüğü için  “Norrmalmstorgssyndromet” adını veriyor. Daha sonralarından bölge olarak değil direk Stockholm Sendromu ismini almaya başlıyor. Kısaca ismi ilk görüldüğü şehirden geliyor.

2. Olay Bir Banka Soygunuyla Başlıyor.

Aslına bakarsanız banka soygunu yeterince büyük bir olay olmasına karşın buradaki rolü gerçekten çok daha şaşırtıcı bir şekilde. 23 Ağustos 1973’te Kreditbanken’e elinde hafif makineli bir tüfek ile içeri giren Jan-Erik Olsson “Parti Başladı” sözeriyle tavana ateş ettikten sonra bunun bir banka soygunu olduğunu söylüyor.

3. Ancak Çalışanlardan Birisi Çoktan Sessiz Alarmı Çalıştırarak Polise Haber Vermişti.

Olay yerine 2 polis memuru gelip Olsson’u etkisiz hale getirmeye çalışsa da Olsson’un açtığı ateş sonucunda birisi elinden yaralanmıştı ve Olsson polisleri etkisiz hale getirdi. Diğer memuru bir sandalyeye oturttu. Polis memurunun şarkı söylemesini istedi. Polis memurunun “Lansome Cowboy” şarkısı eşliğinde 4 banka çalışanını kasaya kapattı.

4. Polisten Hapishane Arkadaşını Getirmelerini İstedi.

Rehineler karşılığında polisle pazarlığa tutuşan Olsson hapishane arkadaşı Clark Olofsson’un getirilmesini istedi. Bununla bitmiyor elbette. 3 milyon isveç kronu (375 bin dolar gibi bir değer),hızlı bir otomobil, iki çelik yelek ve iki de tabanca istekleri arasındaydı.

5. Hükümet İletişimin Kopmaması Adına Olofsson’u Serbest Bırakıp Bankaya Yolladı.

Kısa bir süre içerisinde fidye parası ve yelek gibi istekler Olofsson ile birlikte bankanın önündeydi. Polisin tek istediği suçlular giderken rehineleri arkalarında bırakmalarıydı. İkili kendi güvenliklerini sağlamak amacıyla rehinleri bırakmak istemiyorlardı. O yüzden onları da yanlarında götürme niyetindeydiler.

6.Başbakan ile Pazarlık Sırasındayken Bir Anda Kristin Enmark’ı Öldürmekle Tehdit Etti.

Gazetecilerin yakınen olayları takip ettiği bir durumdu. Polis her türlü müdahale seçeneğini değerlendiriyor ve bir sonuca varmaya çalışıyordu. Ancak o sırada gerçekten beklenmedik bir şey yaşandı.

7. Rehinelerden Birisi Olan Kristin Enmark Başbakanla Telefonda Konuşmaya Başladı.

Sesinde korku emaresi bulunmayan kadın Olsson’a karşı alınmış tavır yüzünden hayal kırıklığı yaşadığını iletiyor ve Olsson’un serbest bırakılıp bırakılamayacağını soruyordu.

8. Rehinelerin Ölüm Tehdidi Altındaki Stresli Durumu Düşünülürken Rehineler Suçluya Karşı Büyük Bir Empati Beslemeye Başlamışlardı.

İlginç bir şekilde suçlu kişiye bağlılıkları başlayan rehinelerin durumu gerçekten şaşırtıcıydı. Üşüdüğünde Kristin Enmark’a ceketini veren Olsson aynı zamanda silahından çıkardığı bir mermiyi o günün hatırası olarak Kristin’e hediye etmişti.Birgitta Lundblad’ a ailesini araması için izin veren suçluluar ulaşmayı başaramayınca vazgeçmemesi için kendisi teşvik ediyorlar. Ayrıca bir diğer rehine olan Elisabeth Oldgren’e klostrofobisi olmasından dolayı kaçmasına önlem olarak 10 metrelik bir ip bağlamak koşuluyla kasadan çıkartılıp temzi hava almasına izin verilmişti. Olaydan 1 yol sonra verilen röportajda rehinenin “Kasadan çıkmama izin verecek kadar nazik biri olduğunu düşündüğümü hatırlıyorum” sözleri gerçekten çok ilginçti.

9. Olaydaki Tek Erkek Rehine Bacağından Vurulmuş Olmasına Rağmen Sadece Bacağından Vuracak Kadar Nazik Olduğunu Düşündüğünü Söylüyor.

10. Banka Olaylarının 6. Gününde Polis Müdahalesi Başlıyor.

Rehinelerin suçlular için sürekli merhamet dilemeleri yüzünden polisin güç kullanmaktan başka bir çaresi kalmıyor. Kasanın içerisine tavandaki ufak bir açıklıktan göz yaşartıcı gaz atıyorlar. Suçlular hemencecik etkisiz hale getiriliyor.

11. Ancak Polis Rehineleri Hemen Dışarı Çıkartamıyor.

Rehineler suçlulara o kadar bağlılar ki eğer kendileri ilk çıkarlarsa suçluların başına bir şey gelecek diye korktuklarından çıkmak istemiyorlar.Olaydan sonra rehineler de neden bu şekilde tepki verdiklerini anlayamıyorlar. Çok daha sonrasında Elisabeth Oldgren psikyatristine “Bende bir sorun mu var, neden onlardan nefret edemiyorum?” sözlerini kullanıyor.

12. Olaylardan Bir yıl sonra, Stockholm Sendromu, Symbionese Özgürlük Ordusu Adındaki Gerilla Grubunca Kaçırılan Patty Hearst’ün Gerilla Grubuna bağlılığını Açıklamasıyla Tekrar Görülüyor.

Ayrıca sendrom olay sonrasında bile ortaya çıktığı kurbanlarda görülmeye devam edebiliyor. Olofsson ve Olsson hapisteyken rehineler kendilerini hala ziyarete gidiyorlar. Sanırım tam anlamıyla çözülemeyen bu fenomen hemen etkisini kaybedecek bir şey değil. Ya da gerçekten çok sağlam kurulan bağlar var.


Like it? Share with your friends!

Simple Share Buttons

Hey there!

Forgot password?

Forgot your password?

Enter your account data and we will send you a link to reset your password.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Close
of

    Processing files…